halı dokuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
halı dokuma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Eylül 2011 Çarşamba

HALI DOKUYUCULARININ DOKUMAYLA İLGİLİ TEKNİK BİLGİ DÜZEYLERİ


Halıcılık, Bünyan'da gelenek haline gelmiş; hanımlar birbirlerinden, kızlar annelerinden, teyzelerinden, halalarından veya yengelerinden ustalığı öğrenmişler ve bunu da kuşaktan kuşağa devretmişlerdir.

Geçmişte genç kızlar iplerin kırpılması, boyanması, tezgâhın hazırlanması, çözgünün çözülmesi, halının tezgâhtan alınması gibi teknik işlemleri kendileri uygularken günümüzde bu işlemler tamamen unutulmuştur ve yapılmamaktadır. Halının teknik aşamaları tüccar tarafından gerçekleştirilir.

Dokuyucular halının havlı yüzeyini dokumadan önce halının dağılmaması için gerekli bölümleri dokuduktan sonra havlı yüzeyi dokur ve bitirdikten sonra halıyı sadece çözgüsünden çıkarırlar. Hatta zamanında her günün akşamında dokudukları sıraları makas yardımıyla keserken günümüzde bu iş de tüccarların görevi haline gelmiştir. Çünkü havlı yüzeyi kesmek için özel bir alet geliştirilmiştir ve tüccarlar halıyı tezgâhtan çıkardıktan sonra düz bir zemine serer ve bu makine ile halının havlı yüzeyini eşit uzunlukta daha düzgün bir biçimde keserler.

26 Eylül 2011 Pazartesi

HALI DOKUYUCULARININ ÇALIŞMA ORTAMLARI



Bünyan'da halı dokuma işlemi için yapılmış özel atölyeler bulunmamaktadır. Dokuyucular halılarını ya kendi evlerinde ya da komşu evlerde dokurlar. Evin en uygun yerine, dokuyucunun en rahat çalışabileceği yere tezgâh kurulur. Halıda hata yapmamak ve hızlı dokuyabilmek için tezgâhın kurulacağı yerin bol ışık almasına dikkat edilir.

Hem geçmişte hem de günümüzde sosyalleşmenin en önemli aracı olarak halılar karşımıza çıkar. Muhafazakar bir yapıya sahip olan Bünyan'da kız çocuklarının çok fazla dışarı çıkarılmadıkları, sadece komşu evlere ve akraba ziyaretlerine izin verildiği görülmektedir. Kızlar ev işleriyle ilgilenmek, davara bakmak gibi gündelik uğraşların yanı sıra arkadaşlarıyla, sevdikleriyle de birarada olmak isterler. Genç kızlar; ev işleri, yörenin muhafazakâr tutumu veya başka sebeplerden dışarı çıkamadıkları için "halı dokumak" genç kızlar için evden, ev işlerinden iyi bir kaçış nedeni olur. Para kazandıkları için ailelerini de hoşnut eder; ama aynı zamanda yaşıtları ve sevdikleri insanlarla zaman geçirme olanağı buldukları için kendileri de mutlu olurlar.

Bünyan'da yaşayan halkın muhafazakar olması sebebiyle yörede kız-erkek ilişkileri de pek hoş karşılanmaz ve aileler, kızlarının bu türden arkadaşlıklarına sıcak bakmaz. Kızlarının sadece evlenecekleri erkeklerle konuşmasını isteyen aileler bu yönde kızlarına büyük baskı uygular. Ancak kızlar da yaşları gereği erkeklerle görüşmeyi ve birlikte olacakları erkekleri seçmeyi isterler. Evlerinden


çıkıp da halı dokuyacakları yere giderken veya evlerine dönerken geçen süreç bunları yapabilmek ve dışarı çıkabilmek için uygun bir fırsattır.

Mani demeye geldim
Kaymak yemeye geldim
Maksadım kaymak değil
Yari görmeye geldim (Şahin 2007).

Halı dokuyucuları gençliklerinde bu fırsatları değerlendirdiklerini belirtmektedir. Ailesinin o dönemde kendisine büyük baskı yaptığını vurgulayarak sözlerine başlayan Ayşe Özkan (2007) bir anısını şöyle anlatıyor: "Kardeşim Fatma ile beraber Reyhanların evinde bir taban halısına başlamıştık. Reyhanların evi Pazarören öğretmen okulunun tam karşısındaydı. Ailelerimiz okulun yanından geçmemize izin vermezdi. Biz de öğretmen bir koca bulmak hevesiyle akşamları eve dönerken Fatma ile onlara yanaşarak kendimizi göstermeye çalışırdık. Benim beğendiğim biri vardı. Her akşam yurttaki odasının camından "ecü, becü" gibi garip kelime ve hareketlerle dikkatini çekmeye çalışırdım. Yanıma gelmesine fırsat vermeden de utanır kaçardım. Uzun süre bu böyle devam etti. Bir gün bana tuzak kurmuş ve nasıl olduğunu anlamadım, ayağım bir sopaya takıldı, düştüm. Çok utandım. Halıyı bitirene kadar eve dönerken bir daha okulun yanından geçmedim."

Nişanlılarıyla bile tek başlarına görüştürülmeyen genç kızlar bu yönde oldukça sıkıntılıdır. Erkekler de nişanlılarını görmek ve tanımak isterler. Nadire Alkan nişanlısının halı dokumaya gittiği evde kendisini camdan görmek için sürekli geldiğini belirtmektedir. Bünyan'da o dönemde turşuların küplere kurulduğu ve suları dökülmesin diye küplerin ağzına çuha gerilerek sıkıca bağlandığı bilinmektedir. Nadire Alkan (2007), bir gün nişanlısının camdan uzattığı elinin bu küplerden birine çarpması sonucu küpün, halının üzerine döküldüğünü anlatmaktadır. Bu olay yüzünden halının yarı parasını alamadığını ve zarara uğradığını söylemektedir.


Genç kızlar ölçülerine göre "seccade", "yastık", "arşın çeyrek" ve "çeyrek" olarak adlandırılan ve tek başlarına dokuyabildikleri halılardan ziyade daha büyük halıları dokumayı tercih ederler. Çünkü küçük ölçülerdeki bu halıları dokurken akraba veya komşu evine gidilmesine gerek duyulmaz. Genç kızlar kendi evlerinde kurulan tezgâhlarda halıyı "tek başlarına" dokumak zorunda kalırlar. Bu durum ara sıra ziyaretçileri olsa da bir tezgâhın önünde bağdaş kurup saatlerce diğer kızlarla dokumaya benzemez. Dokuyucular yalnız başlarına olmaktan sıkılır, arkadaşlarıyla güle oynaya dokumak isterler.

Halımız sekiz güllü
Herkesin yeri belli
Haydin kızlar dokuyak
Halımız sekiz yüzlü (Şahin 2007).

"Kelle" veya "taban" halıları ise mutlaka birkaç kişi tarafından beraber dokunur. Halıların ebatlarının büyük olması sebebiyle bu tür halıları bir kişinin dokuması epey zaman alır. Halıcılar da halıların bir an önce teslim edilmesini isterler. Çabuk biten halı tezgah sahibinin eline geçecek sıcak paraya işaret eder. Bu para ise yeni halılara başlamak için kullanılacak sermayedir. Halıcılar halının çabuk bitirilmesi için dokuma boyunca dokuyucuları memnun etmeye çalışır. Ara sıra verdiği avanslar veya şehre gidemeyen kızlara şehirden getirdiği hediyeler kızları güdüleyip çabuk dokumaya teşvik eder. Genç kızlar ise halıyı dokuyacakları tezgâhın başına geçip haftalarca beraber olacakları için çalışacakları kişilerin sevdikleri, iyi anlaştıkları ve güvenilir kişiler olmasını isterler. Dokuyucular anlaşamadıkları, sevmedikleri kişilerle yan yana oturup çalışmaktan hoşlanmazlar.

Halı dokumak her ne kadar yorucu da olsa kızlar manilerle, türkülerle ve danslarla dokumayı eğlenceli bir hâle getirmeye çalışırlar. Bunların yanında kızları rahatlatan ve mutlu eden en önemli olay da arkadaşlarıyla saatlerce sohbet edebilme olanağı yakalamalarıdır.


Bekar olan kızların sohbetlerinin büyük bir bölümünü sevdikleri erkekler, televizyonlarda izledikleri programlar ve hayalleri; evli olanların ise eşleri ve kayınvalideleri oluşturur. Kayınvalideleriyle birlikte yaşamak zorunda kalan kızlar bu durumdan hoşnut değildir. "Kaynana raftan düşse baş yarar" düşüncesinde olan genç kızların büyük bölümü kayınvalideleriyle problemler yaşamaktadır ki bunlar da söyledikleri manilerde dile gelir.

Kaynanam kara tazı Ürüyor bazı bazı Ürüdüğünü aramam Isırır bazı bazı (Üçok 2006).

Kaynanasız olmuyor
Çifte yayık dolmuyor
Kaynananın ağzına
Bulgur koysan dolmuyor (Üçok 2006).

Kaynanayı napmalı
Kaynar kazana atmalı
Yandım gelin dedikçe
Altına odun atmalı (Özbey 2006).

Çarşıda hedik kaynana Dişleri gedik kaynana Oğlun çerez getirdi
Sensiz yedik kaynana (Karademir 2006).

Bekar kızların ise ölçülü olarak uzaktan yaşadıkları, hatta konuşmaya bile varmayan ilişkileri sevdikleri gençler için söyledikleri manilerden açıkça ortaya çıkmaktadır.


Çayıra serdim halı
Boyu ireyhan dalı
Maşallah den komşular
Kimin var böyle yâri (Seyhan, G. 2006)

Mavi iplik sararım
Ben yârimi sorarım
Ben unuttu bellemem
Uçan kuştan sorarım (Seyhan, G. 2006)

Maniden mestim oğlan
Küçükten dostum oğlan
Yar üstüne yar sevmiş
Ben sana küstüm oğlan (Seyhan, F. 2006)

Maniden mestim oğlan
Küçükten dostum oğlan
Duydum ki evlenmişsin
Ben sana küstüm oğlan (Gülcan, D. 2006)

Irahanım dört dalım
Yar gideli aptalım
Selvi boylum gelirse
Çadır kurar beklerim (Üçok 2006)

Çorap ördüm milinen Dürdüm büktüm gülünen Şimdi sevdiğim gelir Otuz iki dilinen (Güner, S. 2007)


Mani benim ezberim Kan ağlıyor gözlerim Ben o yârin yolunu
Ölenecek gözlerim (Yalçınkaya 2006)

Halı dokurum artmaz
Babam bir altın yapmaz
Kaç senedir dokurum
Yârim alıp da gitmez (Güner, S. 2007)

Aileleriyle veya büyükleriyle konuşamadıkları konuları genç kızlar halı dokurken fısıldaya fısıldaya arkadaşlarıyla konuşabilme, paylaşabilme olanağı yakalarlar. Kızlar tezgah başındaki arkadaşlarıyla kimsenin bilmediği sevinçlerini, hayallerini, üzüntülerini paylaşırlar. Bunun yanında kızların dert ortaklarından birisi de halıcılardır. Halıcılar halı dokutmak amacıyla köy köy dolaşır, güzel dokuyan kızları ararlar. Zaman içerisinde de bu kızlara yakınlaşarak genç kızların sırdaşı haline gelirler. Kızlar aileleriyle konuşamadıkları konuları rahatlıkla halıcılarla paylaşır. Halıcılar genç kızların sevdikleri gençlerle haberleşmesine de yardımcı olur.

Aynacı başı mısın Cevahir taşı mısın Bir mektup yollasam Cebinde taşır mısın

Halı dokuyucularından Leman Şahin (2007), sevdiği gençle halıcı sayesinde haberleştiğini, mektupları onun taşıdığını anlatmıştır. Hatta bu gençle evlenmesine babasının izin vermediğini, halıcının araya girmesiyle olayların tatlıya bağlandığını belirtmektedir.

Kızılhan köyünde halıcılık yapan Süleyman Ağa (2007), kızlarla erkeklerin arasındaki tek iletişim aracının kendisi olduğunu söylemekte hatta ailelerle bile


kendisinin görüştüğünü açıklamaktadır. Zamanında Şükran adlı bir halı dokuyucusu ile köyün öğretmeninin birbirlerini sevdiklerini; ancak kızın bu durumu ailesine açabilme şansı olmadığından devreye kendisinin girdiğini ve onların evlenmesine vesile olduğunu belirtmektedir.

Halıcılar kızların sırdaşı olmasının yanında arabuluculuk yapma görevi de üstlenirler. Anneler oğullarını evlendirecekse halıcılardan faydalanır ve oğullarına uygun kız sorar, kızlar hakkında bilgi alırlar. Halıcı, "Filanca köyde şöyle bir kız var." diyerek onları yönlendirir. Örnek sorma, ödünç ip alma, halı dokutma gibi çeşitli bahanelerle genç kız dokuma tezgahının başındayken yanına gidilir.

Halıların temel işlevi ekonomik kazanç sağlamak ve çeyiz hazırlamak olarak görünse de bunun yanında kendisini hemen belli etmeyen "hüner göstermek" işlevi de vardır. Halılar genç kızların çevrelerine ve gelin gidecekleri aileye hünerlerini göstermek için önemli bir araçtır. Genç kızlar ailelerin görücü geldiğini bildikleri için herkesin yanında tüm maharetlerini sergilemek isterler. Yanlarına kadınlar geldiğinde kendilerini beğendirmek için daha hızlı ve güzel dokumaya özen gösterirler. Parmakları hızlı işleyen, elleri hızlı çalışan kızların becerikli olduğu düşünülür.

Halı dokurken eğlenmesini de bilen kızlar kirkitle çözgü iplerine vurup ritim tutarak şarkılar söylerler. "Erkilet Güzeli", "Ağam İstanbul'u Mesken mi Tuttun", "Gesi Bağları" gibi Kayseri türkülerinin yanı sıra başka yörelerin türkülerini ve günün popüler şarkılarını söylerler. Sürekli oturmaktan elleri ve ayakları uyuşan, belleri ağrıyan kızlar kimi zaman da tezgâhın başından kalkar ve oynarlar. Böylelikle hem dinlenmiş hem de vücutlarını rahatlatmış olurlar. Kızların tezgâhın başından kalkıp şarkılar söyleyerek dans etmeleri bazen çevredeki büyükleri rahatsız eder. Büyükler; genç kızlardan, oyalanmadan biran önce işlerini bitirmelerini ister.


Fatik Alkan (2007), kızlarıyla başından geçen bir olayı şöyle anlatmaktadır:


"Halının teslim edilmesine iki gün vardı. Kızlarım halıyı dokurken ben de iftar sofrası kurmaya gittim. İftar için kızları çağırmaya gittiğimde bunların eyleştiğini (eğlendiğini) gördüm. 'Halı bitti zağar, bu rahatlık ondandır.' dedim. Meğer meesimiyesiceler (işi umursamayanlar) son sırayı yanlış dokumuşlar. Kan beynime sıçradı. Topun patlamasına on dakika kalmış, horanta sofrada bekliyor. Bunlara ceza olsun diye makası aldım elime yanlış yaptıkları bir sırayı değil, doğru olan üç sırayı da söktüm. Onların iyiliği için, 'Bu bitmeden oruç açmak yok.' dedim. Benim herif, 'Yapma, orucunu açsın bebeler.' dedi. Yine de orucu açtırmadım. O gün gece 00.30'da iftar ettiler."

Ailelerin halı dokuması sırasında kızlarının başka şeylerle uğraşmalarının başlıca sebebi halının yanlış yapılmadan bir an önce bitirilmesinin yanında kızlarının korunması da yer almaktadır. Çünkü halısında hata çıkan genç kızlarla "İlmek gözüne batmadı mı?","Havaları seyretmişsin.", "Elin işte gözü n oynaşta mı?", "Sen de etrafına bakmışsın.","Gözünün önüne bakmıyon mu?" gibi sözlerle dalga geçilir ve kızlar küçük düşürülür.

Halı dokunurken kızlar arasında yardımlaşma da söz konusu olmaktadır. Eli yavaş olan ve diğer dokuyucular kadar hızlı halı dokuyamayan kızlara arkadaşları kendi sıraları bittikten sonra yardım etmekte ve diğer kızlarla eşit bir seviyeye gelmeleri sağlanmaktadır.

Yardımlaşmanın yanı sıra halı dokunurken kızlar arasında tatlı bir rekabet de yaşanmakta, kızlar kendi aralarında yarışmaktadır. Evdeki işlerini erken bitiren dokuyucu kızlar 2-3 kişinin birlikte dokuduğu halıda kendi sırasının başına geçer ve arkadaşları gelmeden onlardan önce sıra geçmeye çalışırlar. Böylelikle diğer dokuyucular gelince şaka yollu onlara takılma olanağı bulurlar. Böylesi durumlarda diğer kızlar önde sıra giden tezgâhın başından kalkmasına rağmen tezgâhtan kalkmaz ve onları yakalamaya çalışır.


Hoşaf kaynar boruçta
Çok zor olur oruçta
Haydin şahbaz dokuyak
Kim geçecek yarışta (Şahin 2007)

Bünyan'a dışarıdan gelin giden kızlar dokumayı sonradan öğrenir ve küçük yaşlarından itibaren dokuyanlar kadar başarı gösteremezler. Diğer kızlara yetişmek için büyük gayret gösterirler. Kızların alaya aldıkları kişilerin başında da sonradan öğrenenler gelir. Onlar da zamanlarını çoğunu halının başında geçirerek kızları yakalamaya çalışırlar.

Rekabet sadece aynı halıyı dokuyan kızlar arasında sınırlı kalmaz; komşu evlerdeki dokuyucularla da tatlı rekabetler yaşanmaktadır. Kimin halısının önde olduğunu ve kızlar arasında neler konuşulduğunu, neler yapıldığını öğrenmek amacıyla halı dokunan diğer evlere küçük çocuklar yollanır. Çocuklar aracılığıyla haberler alınır. Küçük çocukların onlarla konuşması, onları güldürmesi ve oylaması sağlanarak halıda öne geçilmesi sağlanır.

Aynı halıyı dokuyan kızların iyi anlaşmasına dikkat edilir; çünkü tatlı rekabet kimi zaman daha ciddi seviyelere taşınır ve dokuyucular arasında iddalaşmalar, kıskançlıklar, huzursuzluklar yaşanır. Kızlar tartışır, kavga eder; hatta halıya zarar verirler. Döne Alkan (2007), halıcı Mahmut Ağa'nın bir taban halısı için kurduğu grupta sevdiği arkadaşı Cennet'in yanında sevmedikleri bir dokuyucunun da yer almasından rahatsız olduklarını belirtmektedir. İster istemez onu dışladıklarından, bunun sonucunda da onun üç hafta boyunca dokudukları halıya bıçak attığını ve zarar verdiğini ifade etmektedir.

Kızlar çevrelerindekilere en güzel kendilerinin dokuduğuna inandırmak amacıyla "İlmeği yanlış atıyor.","Yavaş dokuyor.","Halısında hata var." gibi dedikodular çıkararak diğer kızları kötülemeye çalışırlar.


Genç kızlar her ne kadar halı dokurken işten kaytarmak, sohbet edip şarkılar


söylemek isteseler de daha çok para kazanmak amacıyla dokudukları için halıyı bir an önce dokuyup bitirmek ve yeni bir halıya başlamak isteği de duyarlar.

Halı arkayı kapar
Öbek öbek gül yapar
Üzülmeyin siz kızlar
Haftaya halı çıkar (Taşpınar 2006)

Halı dokur ellerim Türkü söyler dillerim Halı seni kesersem
Bayram olur günlerim (Gülcan, D. 2006)


5.4 HALI DOKUYUCULARININ HALI DOKUMA ZAMANLARI

Halılar daha çok sonbahar ve kış mevsimlerinde dokunur. Uzun geçen kış ayları nedeniyle insanların zamanlarının büyük bir kısmını evlerinde geçirmek zorunda kalması, halıların daha çok dokunabilmesine olanak sağlamaktadır.

İlkbaharda bağ bahçe işleriyle, yazın ise tarımla uğraşıldığı için halı dokumaya çok fazla zaman ayrılamaz. Diğer işlerin yapılacağı dönemlerde eğer dokuyucuların ellerinde halı varsa ve dokunmayacaksa halının gergide kalıp zarar görememesi için tezgâh hafifçe gevşetilir ve tezgâhın üstü kapatılarak halı bekletilir. Ama tarımla uğraşmayan, geçimini başka yollarla sağlayan ailelerde zaman gözetilmeksizin halı dokuma işlemine devam edilmektedir.

Evlerde elektriğin olmadığı dönemde halılar gündüz saatlerinde ve ışık alan yerlerde dokunmakta akşam saatlerinde halı dokuma işlemine ara verilmektedir. Çünkü gaz lambası, mum veya çıra ışığında dokunan halılar hem dokuyucuya zor gelmekte hem de halıda hataların olmasına yol açmaktadır. Günümüzde elektriğin tüm evlerde kullanılıyor olması bu problemi ortadan kaldırmıştır. Dokuyucular zaman buldukları her fırsatta gece gündüz ayırmaksızın halı


dokuyabilmektedir.

Halı dokuyucularının günlük halı dokuma süreleri ev işlerine paralel olarak değişiklik göstermektedir. Ev işlerinin çabuk bitirilmesi halı dokuma süresini artırmaktayken misafirin gelecek olması veya dokuyucu kızların rahatsız olması gibi sebepler dokuma süresinin değişmesine yola açmaktadır. Fakat özel durumlar dışında dokuyucular günde ortalama 7-8 saat tezgâhın başında oturmakta ve halılarını dokumaktadır.

Halının büyüklüğü ve halıyı dokuyan kişilerin sayısı halıların bitirilme sürelerini etkilemektedir. Bir seccadeyi bir kişi ortalama 7-8 saatlik bir çalışmayla ancak 2 haftada bitirebilirken yardımlaşma ile bu süre kısalmaktadır.

Bünyan ilçesinde bir kişi ortalama sekiz saat çalışarak 4x5 kalitesinde ve 2x3 m. ebadındaki bir halıyı ancak üç ay gibi bir zamanda dokuyabilmektedir. 6 m2 lik kelle halıyı genellikle üç veya dört kişi dokumakta, sekiz saatlik iş gücü ile bu halı 35-38 günde bitirebilmektedir (Aslanapa 1988:7).

22 Eylül 2011 Perşembe

HALI DOKUYUCULARININ ÖZELLİKLERİ


Bünyan yöresi, ismini el sanatlarından biri olan halılarıyla duyurmuş ve halılarıyla kültürel bir kimlik kazanmıştır. Bu el sanatı ürünleriyle yörenin kültürel bir kimlik kazanmasını sağlayanlar ise halıları dokuyan kadınlar ve genç kızlardır.
Bünyan halıları hem ilçe merkezinde hem de ilçenin köylerinde dokunmaktadır. Dolayısıyla dokuyucular hem ilçede yaşayan insanlar hem de çevre köylerde yaşayan köylülerdir.

Dokuyucuların yaşları incelendiğinde 14-65 yaş arasındaki bayanların halı dokuduğu tespit edilmiştir. Böyle bir yaş sınırlaması her zaman geçerli olmamakla birlikte kendisini sağlıklı hisseden herkes, her yaşta halı dokuyabilmektedir.
Türk toplumunda soyun devamını sağladığı ve soyadını devam ettirdiği gerekçesiyle erkek çocuğa daha çok değer verilmekteyken yörede kız çocuğun eve gelir getirmesi ona farklı bir değer verilmesini sağlamıştır.Bünyan'da sanayinin fazla gelişmemiş olması, tarım alanlarının kısıtlı oluşu ve fazla verimli

6 Eylül 2011 Salı

EL DOKUMA HALICILIĞININ ÜRETİM SÜRECİ


Türk el sanatlarının içerisinde önemli bir yere sahip olan halıcık sanatı Türkiye coğrafyasında ip, boya gibi hammadde veya tezgâh, kirkit vb. başta olmak üzere teknik malzeme yönünden farklılıklar gösterse de halının üretilebilmesi için şu temel işlemlerin uygulanması gerekir.
   Çözgünün çözülmesi
   Çözgünün tezgâha taşınması
   Çözgünün tezgâha yerleştirilmesi
   Gücünün bağlanması
   Çıtı örgüsünün örülmesi
   Kilim dokumanın yapılması
   Desene uygun olarak havlı yüzeyin dokunması


   Kilim dokumanın yapılması
   Çıtı örgüsünün örülmesi
   Halının kesilmesi
   Bitirme işlemlerinin yapılması (Yazıcıoğlu 1992: 47-51).

Bünyan'da dokumacılığın gelişmeye başladığı yıllarda halılar, kullanılacak olan malzemelerinin hazırlanmasından halının çözgüsünden alınmasına kadar tamamen geleneksel yöntemler uygulanarak dokunmuştur.

Halının dokunabilmesi için öncelikle hammaddenin yani yünün elde edilmesi gerekmektedir.

Anadolu'da ve Bünyan'da koyunun yavrusuna kuzu, altı aylık kuzuya toklu, bir yaşındaki koyuna da şişek denilir. Koyun besleyen ailelerde koyunun yünü, yılın belirli zamanlarında, genellikle mayıs-haziran ve eylül aylarında yılda iki kez kesilir. İlkbaharda koyunun, sonbaharda toklunun yünü kesilir. Halk arasında bu yüne "yapağı" adı verilir. Koyundan yünün kesilmesine de "kırkım", kırkım zamanlarına da "kırkım ayı" denir. Kırkım için halkın "kırkım makası" dediği, büyük ve geniş ağızlı, iki ucundan tutularak kullanılan makaslardan yararlanılır. Herkes kırkım yapamaz. Bu iş, genellikle, maharetli kişiler tarafından yapılır; koyun yere yatırılır, ön ve arka ayaklarından ikisi, çapraz şekilde bir iple bağlanır ve kırkım işine başlanır (Deniz 2000:59).

Elde edilen yün bol su ile ve tokaç denilen ahşap tokmakla dövülerek yıkanır. Buna halk arasında tokaçlama denilir. İplere asılıp kurutulan yapağılar birbirine yapışır. Kızlar biraraya gelip ya elleriyle yapağıları diderek ya da yün taraklarıyla tarayarak açarlar.

"Kirmen" adı verilen yün eğirme aletiyle yünler eğrilir, "çıkrık" ile de yünlerden büyük çileler yapılır, bu çileler hangi renk boya ile boyanacaksa kaynayan boyalı suyun içerisine atılır. Kazandan ipleri çıkarmadan önce suyuna az miktarda halk arasında "kezzap" denilen sülfürik asit dökülür; böylelikle boyanın


renginin atmaması ve uzun süre solmayıp canlılığını koruması sağlanır. Kazandan alınan iplikler asılarak kurutulur. Halı dokunacağı zaman çileler ortadan ikiye bölünerek ipler hazır hale getirilir.

Günümüzde bu geleneksel yöntemler kullanılmamaktadır. Halılar, tüccarların dokuyucuların ellerine hazır olarak verdiği iplerle dokunmaktadır. Bünyan ve köylerinde halıcılık işiyle uğraşan tüccarlar vardır. Okumayan kızlar, halıların büyüklüğüne göre yakın buldukları, anlaşabildikleri arkadaşları veya akrabalarıyla halının ebatlarına göre ikişer üçer kişilik gruplar oluşturarak bir araya toplanır, halıcıya haber gönderip hangi ebatta halı dokumak istediklerini bildiriler. Halıcı tezgâhını bir kamyonetin üzerine koyup getirir. Dokunacak olan evde tezgâhı kurar. Halıyı çözer, yünlerini, atkısını, kirkitini, makasını, anahtarını, desenini teslim eder; giderken kontrole geleceği zamanı bildirir.
Hasan tezgâh hazırlar
Kızların yüreği sızlar
Ne güzel koca avratlar
Halı bitmez cazılar (Özbey 2006).

Kızlar halı dokumaya başlamadan önce ellerine kına yakar ve tırnaklarının arasına da kara sakız yapıştırırlar. Çözgü ipi sert olduğu için ellerin derisini inceltir ve ele zarar verir. Bu sebeple dokumaya başlamadan önce eli beslediğine ve koruduğuna inanılan kına yakılır. Çözgü ipleri tırnak etlerini de tahriş eder ve kanatır. Çözgü iplerinin arasına giren tırnak etlerinin açılmasını engellemek ve korunmak amacıyla da tırnak etlerinin arasına kara sakız yapıştırılır. Kara sakızı ateşte eritilir ve damla damla tırnak etlerinin arasına sürülür.

Dokumaya başlamadan, öncelikle halı çözülürken tezgâh üzerine çizilen kalem işaretleriyle çözgünün başlangıç noktası belirlenir. Halının düzgün dokunmasını ve eşit düğüm atılmasını sağlamak amacıyla yan direklere kalemle eşit aralıklarla işaretler konulur. Boyalı ıslak pamuk ipliği gerginleştirilip uçlarından bu işaretli noktalara tutturulur. Ortadan başka biri ipi öne çekip bırakır,




Resim 15: Çözgü iplerine kırmızı boya ile çekilen çırpı çizgileri. Dokuyucular çırpı çizgisinden halılarını dokumaya başlarlar. Çırpı çizgisinin üzerine bir gidiş ve bir geliş atkı çekilir. Kirkitle düzeltilir. Bunun üzerine sağdan başlayarak iki ilmeği içine alacak şekilde önden arkaya ipin boynuna dolanılarak dövülür. Arada kirkitle düzeltilir. İlmikler bitinceye kadar devam edilir. Buna "çıtı (sıçandişi örgüsü)" denir. Çıtı örgüsü halı bitip kesildikten sonra ilmeklerin dağılmamasını sağlamak için yapılır.

Çıtı örgüsü bitince 5 - 6 sıra kilim dokuması yapılır. Kücünün üstündeki mastar aşağı çekilince kenarda bağlı duran atkı meniği çözgünün arasından sağa doğru çekilir. Kirkitle düzeltilir. Mastar yukarı itilir; bu defa el yardımıyla arkadaki çözgü öne çekilir ve menik arasından geçirilir. Kirkitle düzeltilir. Böylece ön sıra, arka sıra diye kilim dokuması yapılır

Sıra ana dokumaya gelir. İki sıra kenar suyu dokunur, üzerine bir sıra siyah iplik dokuma yapılır. Ortasına dört sıra halk arasında cik cik denilen bölüm dokunur. Bir sıra siyah iplikten sonra dar kenar adı verilen bölüm dokunur.

Tekrar cik cikli bölüm dokunduktan sonra enli kenar dokunur. Enli kenara gelince cik cik ve dar kenar dikine doğru devam edilir. Tekrar dar kenar bölümüne geçilir bu defada enli kenar dikine doğru devam edilir. Dar kenar bitince orta dokumaya geçilir ve ikinci dar kenar da dikine devam eder; orta


dokumada devam eden model ortaya asılır. Belirlenen orta uzunlukta modeller değiştirilerek işleme devam edilir. Yalnız her sıra dokunuşunda atkı ile bir ön ve bir arka sıra çekilip kirkitle iyice sıkıştırılır. Yukarı giden iki sıralık kenar suyunun başında da ikişerli olmak üzere halının kenarlarının ayrılmaması için iki ilmikli erişle çapraz dokuma yapılır.

Orta yüzey bitince cikcikli dar kenar, cikciki enli kenar, cikciki dar kenar, cikciki ve kenar suyu dokunur üzerine 5-6 sıra kilim dokuması ve üstüne çıtı örgüsü yapılır. Tekrar İki sıra atkı çekilir ve çırpı çekilerek istenilen uzunlukta saçak kesilir.

Halı dokunurken her günün akşamında makaslama yapılır; halının yünlü kısmı elin tersine pütürlü gelmeyecek şekilde kesilir. Her 3-4 günde bir dokunan yüzey halı demirlerinden gevşetilerek arkaya gönderilir ve tekrar sıkılaştırır. Kızlar halı dokurken ihtiyaçları olursa halıcıyı çağırtır ve isteklerini bildirirler; halıcı da bu istekleri pek hoşuna gitmese de yerine getirir.

Halı dibinde mastar
Sen bize yol göster
Bel ağacı kırılmış
Kızlar halıcı ister (Güner, S 2007)

Halının dokunma işlemi bittikten sonra tezgâhtan alınması gerekir. Bunun için halının kilim dokuması bitince tekrar 10 cm yukardan çırpı çekilir ve halı makasıyla çözgü kesilir; halı yere yığılır. Düzgün bir yere serilerek arkası ve önü temizce süpürülür. Süpürüldükten sonra halının kırpığıyla da yastık, minder ve eşek palanı yapılır.

Günümüzde halılarının havlı yüzeyinin kesilmesi halıcılarda bulunan özel halı kırpma aletleriyle yapılmaktadır.


Halı bitikten sonra halıcıya haber verilir. Dokuyucu halıyı halıcının önüne


fırlatarak bahşiş ister. Bahşişi almadan halıyı teslim etmez. Halı bitirilip ücreti alındıktan sonra dokunan halının büyüklüğüne göre kızlara 1-2 hafta dinlenme süresi verilir. Bu dinlenme süresinden sonra yeni bir halıya başlanır.

Desenlerine göre çiçekli, geometrik ve göbekli olarak sınıflandırılan Bünyan halılarında iç zeminin dokunması sırasında farklı işlemler uygulanmaktadır.

Çiçekli halılarda tek bir model vardır. Halının ilmek sayısına uygun olarak hazırlanmış desen ilmeklere yerleştirilir ve dokunur. Birinci desen bitince ters dönderilerek dokumaya devam edilir. Orta ana bölüm b itinceye kadar dokuma böyle devam eder. Orta bölümde işlenecek olan model sayısının yarısı halının ortasına gelinceye kadar bitirilir. Mesela on model olacaksa beş model halının tam yarısına gelmelidir. Bunu anlamak için çözgünün üzerine renkli iplerle çırpı çekilir.

Geometrik halılar da, çiçekli halılar gibi dokunmaktadır. Orta bölümde bir model değil, halının yarısına hitap edebilecek birkaç model vardır. Sıraya göre birinci, ikinci, üçüncü vs. model dokunur. Orta yarısına gelince bu sefer sondan başlayarak (üçüncü, ikinci, birinci vs.) modellere tersine devam edilir. Daha sonra kenar bölümü dokunur ve halı tamamlanır.

Göbekli halılarda da ortada birkaç model olduğu için onların dokunması da geometrik halılara benzemektedir. Birbirini tamamlayan farklı modelleri içeren bu çeşit halılarda halının yarısı dokunur ve sonra halı ters çevrilerek aynı işlem uygulanır.

4 Eylül 2011 Pazar

HALI DOKUMADA KULLANILAN MALZEMELER


Halıcılıkta kullanılan en önemli malzemeler ipler ve bu iplerin elde edildiği boyalardır.
















Halı dokuma işlemi sırasında çözgü ipi, atkı ipi ve ilmelik ip olmak üzere üç farklı ipe ihtiyaç duyulmaktadır. Bünyan halılarında kullanılan bu ipler zaman içerisinde değişim göstermiştir.

Bünyan halıları kullanılan iplere göre şöyle sınıflandırılır:
A.    Tamamen yünden dokunmuş olan halılar (ilmesi, çözgüsü ve atkısı yün olan halılar)
B.    İlmesi yün, çözgü ve atkısı pamuk olan halılar
C.   İlmesi yün, çözgü ve atkısı ipek olan halılar
D.   İpek halılar (ilmesi, çözgüsü ve atkısı ipektir.) (Hacıpaşaoğlu 1993:39).

Bünyan'da halıcılığın ortaya çıktığı dönemde halılar, koyunun kırpılmasından yünün eğrilmesine kadar tamamen geleneksel yöntemlerle elde edilen iplerle dokunmuştur. Fakat 1908-1909'lu yıllardan sonra Bünyan halılarında kullanılan iplerde değişim yaşanmıştır. Daha önce çözgüde, atkıda ve ilmelik iplerde sadece yün kullanılmaktayken bu yıllardan sonra malzeme olarak suni boyalarla boyanmış fabrikasyon yün ipliği ile pamuk ipliği de kullanılmaya başlanmıştır. Dokumada kullanılan ipler Ege Bölgesi'nden; Uşak, Kütahya ve Balıkesir ip fabrikalarından karşılanmaktadır. Çünkü bu yörede yetişen koyunların yünleri ince olduğu için halı dokumaya daha uygundur.

Günümüzde ise yörede çözgü ipi ve atkı ipi olarak pamuk; ilmelik ip olarak da yün kullanılmaktadır.1950'li yıllardan sonra ilmelik ip olarak ipek de kullanılmaya başlanmıştır; fakat ipek halı dokutan tüccarlar, halının pahalıya gelmesi, daha uzun sürede dokunması ve dokutmanın zor olması nedeniyle ipek halıyı çok fazla tercih etmemektedir.

İpeğin ince ve zarif olması dokumayı zorlaştırır. Yün iplerde cm2 de 35 düğüm atılırken ipekte 70 düğüm atılmaktadır. 1 m2 lik bir ipek halı, yaklaşık 4 ile 6 ayda dokunabilmektedir. Pamuğa ve yüne alışmış olan Bünyanlı dokuyucuların ellerinin ipeğe alışık olmaması ipek halı dokumayı zahmetli bir hâle getirir. Bu sebeple tüccarların yanında dokuyucular da ipek halı dokumaktan kaçınırlar.

Buna karşın Bünyan merkezde sadece yurt dışına veya turistik yerlere pazarlanmak üzere birkaç tüccar tarafından ipek halı dokutulmaktadır.

Halılar dokunmadan, kullanılacak olan iplerin renklendirilmesi, boyanması halıların güzelliğini ortaya çıkaran ve halıların kalitesini artıran en önemli unsurlardan biridir. Bu durumda akla gelen, boyanın doğal veya suni olmasıdır. Doğal boyalar, öteden beri dokumacılıkta kullanılan yün, pamuk ve ipek gibi malzemelerin renklendirilmesinde 19. yüzyılın ortalarına, sentetik boyaların keşfine kadar, aralıksız olarak kullanılmıştır.

Doğal boya, tabiatta bulunan çeşitli bitkilerden veya böceklerden üretilir. Böceklerden üretilen kök boyalarda, boyar madde içeren böceklerin dişileri kurutulup öğütüldükten sonra kök boya yapımında kullanılmaktadır (Karadağ 1997:38). Fakat Bünyan halıcılığında böceklerden boyar madde yapılmadığı, boyar madde yapımında sadece bitkilerden yararlanıldığı tespit edilmiştir.

Ceviz kabuğu, sütleğen, soğan kabuğu, kök boya otu, cehri, indigo meşe külü, su nanesi (narpuz), karamık ve karamık sapı, ısırgan otu, saman sapı, vişne ağacı yaprakları, asma yaprağı, nane gibi bitkiler kök boya yapımında en çok kullanılan bitkilerdir.

Kırmızı renk soğan kabuğu ve cehri adlı kök boya otundan; sarı renk karamık kökü, sütleğen, cehri ağacı ve meyvelerinden; mavi renk meşe külü ve indigo adı verilen bitkiden; yeşil renk nane ve asma yaprağından; kahverengi ise ceviz yaprağı ve kabuğu, soğan kabuğundan yararlanılarak elde edilmiştir.

Kök boyalar söz konusu bitkilerin kök, gövde, yaprak, çiçek vey a meyvelerine yardımcı maddelerin, mordan, eklenmesiyle elde edilmektedir. Boyanacak maddeyi boyanacak konuma getiren maddelere "mordan" denilir.

Mordanlar bir bitkiden değişik renkler elde etmek için kullanıldığı gibi aynı zamanda tespit maddesi olarak da kullanılır. Bazı boya bitkileri mordan

gerektirmez. Mordan gerektiren boyalara mordanlı boyalar denilir. Bunlar; boyanacak maddeyi doğrudan boyayamayan, yardımcı maddeler gerektiren boyalardır (Öztürk 1987:56). Ülkemizde en çok kullanılan mordanlar; şap, kremtarlar, göztaşı (bakır sülfat), amonyak, soda, sirke asidi, karaboya, demir sülfattır (Uğur 1988:12).

Kökboyaların sıfırdan sekize kadar "haslık" dereceleri vardır. İçerisinde asit ihtiva edenlerin haslık derecesi sekizdir; akmaz ve solmaz. Mesela sarı renk elde edilen "soğan kabuğu"nun haslık derecesi sıfırdır. İlk dokunduğunda çok parlak duran halılar belli bir müddet sonra canlılığını yitirir ve solar. Haslık derecesi sekiz olan kök boyalar "ceviz kabuğu, sütleğen ve cehri"dir. Bu boyalarla boyanan iplerin kullanıldığı halılar çok uzun süre sağlam ve parlak kalır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Bünyan'dan yurt dışına da ihraç edilen cehri bitkisi kök boyalar içerisinde dayanıklılığı bakımından önemli bir yere sahiptir. Cehri bitkisinden güzel bir renk elde etmek için bitkinin en az iki yıllık olması gerekir. İki yıllık bir bitki kırmızı renk verirken bu süre tamamlanmadan koparılan bitki sarı renk verir. Cehri bitkisi her yerde yetişmemesine rağmen devlet, zamanında Bünyan'da bulunan yabani cehri tarlalarını halka bölüştürür. Halk da boyaları kendilerinin ürettiği dönemde cehri bitkisinden boya yapıp dışarıya ihraç eder.

1907 yılına kadar Bünyan'da da doğal boyalar kullanılırken bu tarihten sonra suni boyalar kullanılmaya başlanır. Bu yıllarda Bünyan'a yerleşen Pozant ismindeki bir halı ustası Bünyan'ın yerli halkından Mustafa Börkü ile işbirliği yaparak İngiltere'nin Manchester şehrinden fabrikasyon yün ve pamuk ipliği; tabi boyalar yerine de Almanya'dan suni boyaları ithal etmiştir (Hacıpaşaoğlu 1993:38). Bu durum da Bünyan'da hem geleneğin kaybolmasına hem de kalitenin düşmesine neden olmuştur.


Hiçbir yapay madde kullanılmadan tamamen doğadan elde edilen kök boyalar

halının kalitesini artıran en önemli faktörlerden biridir. Kökboyanın kullanıldığı günlerde Bünyan halılarının çözgüsünde, atkısında ve ipinde tamamen yün kullanılmaktaydı.

Yünün içerisinde yer alan hücreler doğadan elde edilerek hazırlanan kök boyalarla boyandığı takdirde ölmez ve yün yüzyıllarca bozulmadan sağlam kalabilir. Fakat kimyasal boyalar bünyelerinde asit barındırdığı için kullanılan malzemenin ömrünü azaltmaktadır.
Bünyan'da dokunan halıları kullanılan boyalara göre dört grupta toplamak mümkündür.
1.       İpi elden yapılıp tabii boyalarla boyanan iplerden yapılan halılar.
2.       Sentetik boyalarla boyanmış Manchester yün ipinden yapılan halılar.
3.       Boyasız koyun yününün tabii renginden yapılan halılar (Naturel).
4.       Bursa ipeğinden yapılan halılar (İpek) (Hacıpaşaoğlu 1993:39).

Geleneksel işlemlerden geçerek ortaya çıkan ve halkın yaratısı olan iplerin yerine halı iplerinin boyanma işlemi bugün Kayseri ve Uşak'ta bulunan boya hanelerde yapılmakta ve ipler dokuyucunun eline hazır olarak verilmektedir.